Karikatür, edebiyattaki mizah ve yerginin resmedilme sanatıdır. Daha detaylı bir tanım getirecek olursak; bir insanın, fikrin veya olayın abartılı bir şekilde resmedilmesi ile ortaya çıkan kısa, düşündürücü ve özlü bir fikir verme amacı taşıyan mizah yaratma sanatıdır. Karikatürler, konusu olan kişinin veya olayın dikkat çeken özelliklerini abartılı bir şekilde resmetmesinin yanı sıra, o kişiyi/olayı eleştirmek, alay etmek veya küçültmek amacıyla da üretilir. Karikatürün tarihsel geçmişi aslında Paleolitik, Mezolitik ve Neolitik dönemlere kadar dayanmaktadır. Bu döneme ait mağara resimleri, karikatürün gelişmesinde önemli bir yaratım kaynağı olmuşlardır. Karikatürün tarihsel yolculuğunu şöyle bir inceleyecek olursak:

balonlu karikatür

17.yy / 18.yy öncesinde Mısır, Roma, Çin ve Hititler’de dahi rastladığımız bir sanat olarak karşımıza çıkmaktadır. Asıl karikatür Rönesans hareketi ile birlikte yeni bir kimlik kazanarak gelişmeye başlamıştır. Pek çok ressam karikatür çalışmaları olarak insanların çirkinliklerini, kötülüklerini, zayıflıklarını, hayattaki zıtlık ve çelişkilerini anlatan resim ve desen çalışmaları ortaya koymuşlardır. 15.yy. Rönesans döneminin yıldız isimlerinden Leonardo da Vinci ve 17.yy.’ın İtalyan sanatçılarından Gian Lorenzo Bernini, günümüzdeki karikatür yapısından farklı olarak sadece insanı konu almışlar ve mizahi şekilde betimlemeyi başarmışlardır. Yine aynı dönemlerde bazı ressamlar da soyluları eğlendirmek amacıyla alt sınıfın komik ve abartılı resimlerini yapmışlardır.

Karikatür, 17. ve 18. yüzyılda İtalya’da gelişmiş ve yaygınlık kazanmıştır. İngiliz ressam ve karikatürist  serili sanatların öncüsü olarak kabul edilir. Hogarth, çarpıtılmış insan görüntüleriyle yetin­mek yerine, davranışlardaki çelişkileri orta­ya koyacak, konu bütünlüğü olan oyma baskılar üretmiştir. Eserleri arasında gerçekçi portrelerden, modern ahlaki konular üzerine karikatür tarzı serilere kadar birçok farklı çalışma yer almaktadır. Hogarth’dan sonra por­tre karikatürüyle konulu karikatür ortak çizgide ilerlemiş ve giderek yoğun bir biçimde toplumsal ve siyasal yergi aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

William Hogarth

Karikatürün en büyük gelişmesi ise 19. yüzyıl­da Fransa’da yaşanmıştır. Önceleri tahta oymacılığı gibi sanatların üstünde kendine yer bulan karikatür, 19. yüzyılda özellikle litografyanın icadı (taş baskısı) ve yağlı boya ile sulu boyanın sanat eserlerinde (tablolarda) altın çağını yaşamaya başlamıştır. Napoléon döneminde karikatürün neredeyse bir tutkuya dönüşmesi yeni bir Fransız okulunun oluşmasına yol açmıştır. Yine Fransa’da, Charles Philipon’un “La Caricature” (1830) adlı mizah dergisini çıkartması ise karikatür tarihi açısından bir diğer önemli gelişmedir. Karikatür­lerde toplumsal yergiye yönelim giderek artmış ve karika­türistler Fransız Devrimi ile yönetimi eline geçiren burjuva sınıfını alaya almışlardır. 19. yüzyılın ortalarına doğru Fransa dışında Almanya, İngiltere gibi birçok ülkede, karikatüre yer veren mizah dergileri ve ünlü karikatür çizerleri ortaya çıkmaya başlamıştır.

Napolyon ve William Pitt dünyayı paylaşırken

Fransa

 20. yüzyılda karikatür sanatı, bir yandan dünyanın her yerinde gazetelerin, dergilerin ayrılmaz bir parçası durumuna gelmişken, diğer yandan da mizah dergileri varlıklarını sürdürmekte zorluk çekmeye başlamıştır. Karikatürler, daha çok gazetelerin ve magazin dergileri­nin taleplerini karşılayacak biçimler almıştır. En nihayetinde karikatür, 20. yüzyılda dışavurumculuk, gerçeküstücülük ve kübizm gibi akımların etkisinde kalmış; dili sadeleştirilip desenler çarpıtılarak yazısız karikatüre geçilmiştir.

Türkiye’de ise karikatür ilk defa Teodor Kasap’ın 1870’te çıkardığı Diyojen Dergisi’nde görülmüştür ve ilk karikatürist ise Ali Fuat Bey olarak bilinir.

Karikatürün tarihsel yolculuğunu sonlandırıp günümüze bakacak olursak, Türkiye’de pek çok başarılı karikatür ustası isimleri şöyle sayabiliriz:  Selçuk Balcıoğlu, Behiç Pek, Turhan Selçuk, Galip Tekin ve Oğuz Aral.  Neredeyse hepsinin ismine ve karikatürlerine aşina olduğumuz genç karikatüristler arasında ise; Yiğit Özgür, Selçuk Erdem, Ersin Karabulut, Cihan Ceylan, Erdil Yaşaroğlu gibi isimler yer alıyor.

Sonuç olarak karikatür, günümüze kadar uzanan tarihsel süreci içerisinde, toplumların yalnızca belirli bir kesimi tarafından değil, hemen herkes tarafından ilgi görmeyi başarmıştır.

Fransız yazar, edebiyat ve sanat eleştirmeni olan Jules François Félix Husson ‘ın, Jules Champfleury takma adıyla bilinir, “Karikatür Tarihi” adlı eserine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Biz de Duvardaki Sanat olarak, en sevdiğiniz karikatürleri dilediğiniz mekanda sergilemeniz için muhteşem kanvas tablolara ve duvar kağıtlarına dönüştürüyoruz.